ArteVis’in Hikayesi

 

Ayla Prof Foto v1

 ArteVis’in Hikâyesi:

Hayatım boyunca 2 şeye çok önem verdim: kendi gelişimime ve insan ilişkilerine.
Yöneticilik görevi üstlenmeye başladıktan sonra, bir şirketin başarısı için ikisinin ne kadar önemli olduğunu çok daha net görmeye başladım. Kurumun başarısı, ancak kurumda çalışan bireylerin başarısı kadar olabiliyor. Bireylerin başarısı ise çalıştıkları ortamın huzuru, yaptıkları işin anlamı ve işinde gelişebilme derecesi ile ilgiliydi.

Bir birey ve de yönetici olarak; yaşadığım deneyimlerden başarının, teknik beceri kadar Liderlik, Duygusal zeka ve İletişim gibi ince yetkinlikleri (soft skills) gerektirdiğinin farkına vardım.

Amerika’da yapılan araştırmalar duygusal zeka becerisinin bireyin, iş ve maddi başarısına etkisinin % 85 olduğunu gösteriyor.

Ancak bu konularda önemli bir engel mevcut; ince yetkinliklerin öğrenme süreci…

Bir mühendis olarak aldığımız yetkinlik gelişimi ile ilgili eğitimlerin net bir çözüm vermemesi beni hep rahatsız ediyordu. Teknik beceri net ve tanımlanabilir olması ayrıca iş performansına etkisi kolaylıkla ölçülebilirken, ince yetkinlik konusunda ölçüm yapabilmek çok zordu.

Ayrıca herkesin farklı yetkinlikleri vardı ve onlarında dereceleri farklıydı. Dolayısıyla standart bir eğitim hiçbir şekilde bu yeteneklerin kazanılmasını garanti edemezdi.

Bu konuda araştırmalarımı sürdürürken çok önemli biralgı değişikliği” yaşadım.

Çoğu insan gibi bende yetkinliklerin doğuştan gelen bir kabiliyet olduğunu düşünüyordum. Resim yapmak gibi… Ya güzel resim çizebiliyorsunuz ya da “Çöp Ali” standardını geçemiyordunuz. Aynı şekilde, ya iyi iletişim kurabiliyorsunuz ya da iletişim probleminiz vardı. Ya doğuştan iyi bir liderdiniz ya da bu konuda bir türlü başarılı olamıyordunuz.

Fakat bunun tamamen yanlış olduğu ortaya çıktı.

Liderlik, Duygusal Zeka, İletişim gibi yetkinlikler  resim gibi beceriler doğuştan gelen kazanımlar değildi. Zaman, disiplin ve doğru yöntemle öğrenilebiliyor ve geliştirilebiliyordu.

26 sene kurumsal bilişim sektöründe çalıştıktan sonra 2010’da uzun yıllardır ilgi duyduğum ve sınırsız bir iştahla kendimi geliştirmeye çalıştığım konuya yönelik kendi şirketimi, ArteVis’i,  kurmaya karar verdim.

Zaman içinde çalışma hayatım ve yaptığım üst yöneticilik tecrübelerimden yararlanarak, araştırmalar yaparak, eğitimlere katılarak, bu konuda sayısız kitap okuyarak ve son olarak da yaptığım koçluk çalışmaların tecrübelerini ekleyerek, yetkinlikleri geliştirmek için standart eğitiminden çok daha etkili  “Kalıcı Yetkinlik Geliştirme Programları” oluşturdum. Bu Programların etkisinin ölçülebilmesi anlamında piyasanın en iyi metodlardan birinin olduğunu da söyleyebilirim.

Ayrıca da hep istediğim şekilde, Programları birlikte yürüttüğümüz müşterilerimle ihtiyaçlarına ve somut iş hedeflerine göre belirlenen yetkinlikleri belli bir zaman içinde geliştirmeye başarıyoruz.

Örneğin çok içine kapanık teknik bir yöneticinin iletişim becerilerini geliştirebiliyor ve istediği seviyeye çekebiliyoruz. Ret-edilme korkusu olan ve en üst yönetimdeki kişilerle başarılı bir ilişki kuramayanların liderlik becerilerini geliştirebiliyoruz. Takımların sinerjisini artırıyor, müşterilerine bakış açısını değişiyor, daha mutlu ve huzurlu bir iş ortamı oluşturabiliyoruz.

Bu gelişim bireylerin işlerini daha doğru ve daha efektif olarak yapabilmesini sağlarken özel hayatlarında da olumlu değişimler yaratabilme gibi sayısız olumlu yan etkiler gerçekleştirebiliyoruz. Daha doğru iletişim kurabilmelerini, daha doyurucu ilişkiler yaşayabilmelerini, çocuklarına nasıl liderlik yapacaklarını öğrenmelerini, daha huzurlu bir yaşam sürebilmelerini yardımcı oluyoruz.

Seneler süren kişisel ve profesyonel gelişimim sürecinde hepimizin şu andaki durumumuzdan daha mutlu, daha başarılı ve daha zengin bir hayat yaşayabileceğimizi gördüm.

Çalışırken, iş hedeflere odaklı iken, iç doyuma ulaşmanın da mümkün olduğunu öğrendim.

Tüm hayatımız boyunca hatta öğrenciliğimizde bile kimse kendimize doğru soruları sormayı öğretmedi, ihtiyacımız olan becerilerimizi geliştirebileceğimizi ve tüm hayatımızın kontrolünün bizim elimizde olduğunu söylemedi.

Benim de misyonum bu oldu:

Yolculuğumda öğrendiğim şeyleri başkaları ile paylaşmak, daha mutlu ve başarılı olabileceklerini göstermek, yaptığım hataları onların yapmasını önlemek ve yollarını kısaltmak.

Kurum için de birey için de aynı.

Bunun mümkün olduğunu biliyorum. Kendim yaşadım ve hala da yaşıyorum. 20 yıl önceki Ben ve şu andaki Ben tamamen farklı iki kişi ve kesinlikle Şu Andaki Ben’i tercih ederim.:)

Başkalarına bu konularda ufak bir ışık bile tutabilirsem hayat amacım gerçekleşmiş olur…

Sevgilerimle,
Ayla Skaljic Akın

Comments are closed